Sağlık

Kitlesel Aşılama Dünyayı Nasıl Değiştirdi?

Koronavirüs pandemisi nedeniyle büyük salgınların ne kadar ölümcül olduğunu tekrar hatırladık. Büyük bir umutla aşının bulunmasını bekledik. Son yıllarda yayılan aşı karşıtlığına rağmen ne kadar ihtiyacımız olduğunu anladık. Peki aşı sayesinde hangi salgın hastalıklardan kurtulduk merak ettiniz mi?

Koronavirüs pandemisi hayatımıza girdiği andan itibaren hepimizin gözleri bilim dünyasına çevrildi ve Covid-19 için bulunacak aşıyı beklemeye başladık. Hayatımızın normale dönmesi için aşıya ne kadar ihtiyacımız olduğunu anladık.

Ancak Covid-19 hastalığı aşıyla mücadele edilen ilk hastalık değildi ve muhtemelen son hastalık da olmayacak.

Peki, aşı sayesinde hayatımızın normale döndüğü diğer hastalıklar nelerdi? Hangi hastalıklar kitlesel ölümlere neden oluyordu ve bulunan aşı sayesinde bu ölümler durduruldu?

Çiçek hastalığı

Çüçek hastalığı, aşının en büyük başarısı olarak görülen bir hastalıktır.

Bu hastalık nedeniyle 20. yüzyılda 300 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği söyleniyor. Bulaşıcılığı çok yüksek olan bu hastalığın ölüm oranının yüzde 30 olduğu belirtiliyor ve virüsü kapan insanlar, vücutlarının her yerinde çıkan kabarcıkların patlamasıyla acı çekerek ölüyor. Hayatta kalanların büyük çoğunluğu da görme engelli oluyor ya da vücutları yara içinde kalıyor.

Hastalığın ortaya çıktığı dönemden itibaren tüm insanlık çiçek hastalığı ile mücadele etmenin yollarını aradılar. Bu mücadele sayesinde dünyada tıbbi bir atılım gerçekleşti ve bunun sonucunda bir aşı geliştirildi.

1000’li yıllarda Çin’de uygulanan bir yöntemin geliştirilmesiyle bu aşının bulunduğu düşünülüyor. O dönemde Çin’de enfekte olan insanlardan alınan kabuklar toz haline getirilmeye başlanmış ve sağlıklı insanların burunlarına sürülmüş. Bu sayede onlara hafif yoğunlukta hastalık bulaştırılarak bağışıklık kazanmaları umulmuş.

Daha sonra Hindistan ve Afrika’da buna benzer uygulamalar geliştirilmiş. Bu uygulama yüzyıllar sonra Avrupa’ya da gelmiş.

İlk aşıyı ise İngiltere’de Edward Jenner geliştirdi.

Yüzyıllar önceki uygulamalarda kanıtlanmamış olduğu için Edward Jenner, bir kişiye benzer hastalığın bulaştırılmasıyla o hastalığa karşı korunmanın mümkün olduğunu kanıtlayan ilk kişidir.

İlk aşı uygulaması 1700’lü yıllarda yapılmış olsa da dönemin şartlarında hastalıkla mücadele çok yavaş ilerliyordu. Hastalık Dünya Sağlık Örgütü’nün 1967 yılında başlattığı Yaygınlaştırılmış Eradikasyon Programı sayesinde kontrol altına alındı.

Bu konuda iki gelişme doktorlara yardımcı olmuştu. Birincisi aşının soğutarak kolayca saklanıp taşınabilir hale gelmesi. İkincisi ise, aşıyı kolayca yapabilmek ve daha sonra kullanabilmek için ateşle sterilize edilebilen iki üçlu iğne.

Bu iki gelişme için milyonlarca dolar harcanmıştı.

Aşının bulunmasından sonra salgının durdurulabilmesi için başka bir sorun daha vardı.

O da aşılanacak insan sayısı.

Virüsün yayılmasını engellemek için sürü bağışıklığı oluşturulması gerekiyordu ve bu da nüfusun %80’inin aşılanması demekti. Bu mümkün değildi.

Nüfusun tamamını aşılamak yerine Nijerya’da pilot bir uygulama yapıldı. Bu uygulama aşı sayısının yetersizliği nedeniyle mecburiyetten yapılan bir uygulamaydı.

Önce salgının olduğu bölgeler tespit edildi. Daha sonra aşılama bu bölgelere yakın yerlere yapılmaya başlandı. Böylece sadece 750 bin kişiyi aşılayarak 12 milyon nüfuslu Nijerya’dan hastalık silindi.

Başarılı olan bu sistem diğer ülkelere de örnek oldu.

Dünyayı zamanında dehşete düşüren ve yüz milyonlarca insanı öldüren hastalık bu sayede ortadan kaldırılmış oldu.

Çocuk felci

Öldürme oranı çok düşük olan ancak kurtulan hastalarda ciddi sorunlar yaratan bir hastalık çocuk felci.

Küçük çocukları etkileyen bu virüs, vücutlarına ağız yoluyla giriyor ve önce kanlarına, daha sonra da sinir sistemlerine saldırıyor.

Her 200 vakadan birinde genellikle bacaklarda kalıcı felce neden oluyor. Felç olan çocukların da 10’da birinde ölüme neden oluyor. Çünkü virüs solunum kaslarına da zarar verebiliyor.

Diğer hastalıklar gibi belirgin bir semptomu olmadığı için çocuk felci hastalığının bulaşıcı bir hastalık olduğu ancak 1905 yılında ispatlanabildi.

Gelişmiş büyük şehirlerde temiz su kullanımının artması nedeniyle insanların bağışıklık sisteminin düştüğü ve hastalığın sebebinin de bu olduğu düşünülüyordu ilk başlarda.

Ancak dünya genelinde bir araştırma yapıldığında gelişmemiş ülkelerde de çocuk felcinin yaygın olduğu görüldü. Şaşırtı olan ise, tüm dünyada çok fazla çocuk felç oluyordu ve bunun bir hastalık olduğu çok geç anlaşılmıştı.

Çocuk felci aşısının bulunması 1952 yılında gerçekleşti. ABD’li doktor Jonas Salk ilk aşıyı bulan isim oldu. Aşının bulunmasıyla hastalığın seyri de değişti.

1961 yılında ise Albert Sabin isimli doktor aşının şırıngayla enjekte edilmesi yerine ağızdan alınabilen bir hale getirilmesini sağladı.

Bulunan aşılar sayesinde hastalık seviyesi büyük bir hızla azaldı.

Çocuk felci aşısında yapılan büyük hata

Çocuk felci aşısında o dönemde büyük bir hata yapılmıştı. Bir laboratuvar şirketi, içeriğinde canlı virüs olan yaklaşık 100 bin doz aşı üretti. Bu aşı yüzünden 160 çocuk felç oldu ve 10 çocuk da hayatını kaybetti.

Trajik bir sonuç yaratmış olsa da bilim dünyası hastalığa karşı mücadeleden vazgeçmedi.

Neticede 1988 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından Küresel Çocuk Felcini Yok Etme Girişimi başlatıldı. Bu girişim sayesinde çocuk felci dünya genelinde %99 oranında azaltıldı.

Kızamık

Aşı konusunda başarı hikayesinin yanı sıra başarısızlıkları da olan bir hastalık kızamık.

Kızamık hastalığından dolayı her yıl yaklaşık 140 bin kişinin öldüğü raporlanıyor. Hem de bu can kayıpları 1963 yılından beri aşı olmasına rağmen gerçekleşiyor.

Kızamık hastalığına neden olan virüs oldukça bulaşıcı. Öksürük, hapşırık ve temasla kolayca bulaşıyor. Neden olduğu ishal, zatürre ve beyin iltihapları nedeniyle de ölümlere neden oluyor.

Yıllar önca aşının geliştirilmiş olmasının ölümleri ciddi oranda azalttığı söyleniyor ancak aşılamanın %95’in altına düştüğü bölgelerde yayılma hızı oldukça ciddi boyutlarda.

Son yıllarda aşıya ulaşamayan gelişmemiş ülkelerin yanında ABD ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde de vaka sayısında artış yaşanıyor. Potansiyel yan etkilerinden dolayı çekincenin artması ve aşı karşıtlığının yayılması nedeniyle kızamık hastalığında tekrar artış yaşanıyor. Gelişmiş ülkelerde hastalığın öldürücülüğü düşük olduğu için toplumsal bir kriz yaratmasa da gelişmemiş ülkelerde ölüm oranları hala çok yüksek seviyede.

Kızamık hastalığı ile ilgili yükselen bu sorunların giderilmesi için Dünya Sağlık Örgütü, 255 milyon dolar harcanması konusunda çağrıda bulundu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: