Güncel Sağlık

Karantina Günlerinde Nasıl Beslenmeliyiz?

Corona virüs nedeniyle hepimiz evlerdeyiz ve hepimizin en büyük korkusu kilo almak. Sağlıklı beslenme ile hem kilonuzu koruyabilir hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğinizi biliyor muydunuz?

Corona virüsün neden olduğu Covid-19 hastalığı nedeniyle tüm dünya zor günler geçiriyor. Salgın nedeniyle hepimizin kaygı düzeyi yükseldi. Ne olacağı belirsiz bir şekilde evlerimize kapandık ve sadece beklemeye başladık.

Bu içinde bulunduğumuz durum bir başka tehlikeyi de beraberinde getiriyor aslında.

Beslenme sorunları.

Karantina süresi uzadıkça ve belirsizlik devam ettikçe açlık atakları artıyor ve kısa süre önce yemek yemiş bile olsak yine kendimizi aç hissetmeye başlıyoruz.

Beslenme uzmanları bunun fiziksel açlık değil duygusal açlık olduğunu belirtiyorlar. Duygusal açlık sonucu en fazla tükettiğimiz besinler de tabii ki şekeri yüksek olanlar. Eğer tatlı bir şeyler yeme isteği beliriyorsa içinizde bunun duygusal açlık olduğunu anlayabilirsiniz. Eğer buna önlem almayıp her kendinizi aç hissettiğinizde şekerli şeyler yemeye başlarsanız istenmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu sonuçlar; kilo alma, şeker hastalığı ve bağışıklık sisteminde zayıflama olacaktır ve bu dönemde hiç istenmeyen şeylerdir bunlar.

Peki sağlıklı beslenme için nasıl önlemler almalıyız?

Açlık ataklarına karşı gelmeniz ve sağlığınızı kaybetmemeniz için 9 altın kural önerilir.

1. Renkli bir sofra hayatımızı da renklendirir

Meyvelerin ve sebzelerin hepsinin farklı renklerde olmasının sebebi içerdikleri besin değerlerinden kaynaklıdır. Örneğin, kırmızı renkli meyve sebzeler anti oksidan özelliği fazla olan besinlerdir ve bağışıklık sistemini güçlendirirler. Yeşil renkli sebzeler ise, vitamin ve mineral bakımından zengindirler, ayrıca kansere karşı koruyucu özellikleri vardır. Sarı renkli meyve ve sebzelerin de güçlü birer C vitamini kaynağı olduklarını hepimiz biliriz.

Uzmanların önerdiği beslenme şekli tek bir renge ağırlık vermek yerine sofranızda her renk besin grubundan bulunmasıdır. Ne kadar renkli beslenirseniz o kadar fazla vitamin ve mineral alırsınız ve o kadar çok bağışıklık sisteminiz güçlenir.

2. Yeterli miktarda su için

Tüm gün evlerimizde olduğumuz için hareket imkanımız da azalıyor. Çoğumuz evlerden çalıştığı için çay ve kahve içiyoruz ve su içmeyi genellikle unutuyoruz. Hep ihmal edilse de vücudumuzun yüzde 60’ı sudan oluşuyor ve su vücudumuzun tüm mekanizmaları için olmazsa olmaz besin maddesidir. Yeteri kadar su içmemek daha kolay açlık hissetmemize de neden olacağı için kilo almayı engellemek için buna dikkat etmeliyiz.

Her yemekten önce su içmeyi alışkanlık haline getirebiliriz örneğin. Böylece daha az yiyerek kilomuzu da dengede tutabiliriz. Uzmanların önerisi her gün her 30 kilo başına 1 litre suç içmemiz gerektiğidir. Yani 90 kilo birisi günde en az 3 litre su içmelidir.

3. Başımızın tatlı belası atıştırmalıklar

Gün içerisinde hafif açlık hissettiğimizde hemen bir şeyler atıştırmak isteriz. Ya da günün belli saatlerini atıştırmalık saati olarak belirleriz ve sağlıklı beslenme kurallarına dikkat etmeyiz. Atıştırmalıklar bize o anda keyif verse de ilerleyen günlerde yaratacağı sağlık problemleriyle başımıza bela olabilir.

Gün içerisinde yaşadığınız açlık hislerinde marul ya da biber gibi sebzeleri atıştırmalık olarak kullanabilirsiniz. Yoğurdun içine katacağınız baharatlar ile de sağlıklı atıştırmalık elde etmeniz mümkün. Böylece hem bağışıklık sisteminizi güçlendirmiş olursunuz hem de sizi tok tutacak bir alternatifiniz olur.

4. Çiğ kuru yemişler ve bitki çayları tüm krizleri çözer

Sağlıklı beslenmenin temelinde çiğ kuru yemişler yer almaktadır. Çiğ ceviz, badem ve fındık kaliteli yağ içerdikleri için hem açlığınızı yatıştırma konusunda hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirme konusunda faydalıdır. Bu nedenle her zaman bir köşede az miktarda çiğ kuru yemiş bulundurmak, açlık krizlerinizi hemen çözecektir.

Çiğ kuru yemişin yanında her gün farklı bir bitki çayı da içerseniz aldığınız his muazzam olacaktır.

5. Makarna stok etmesek mi acaba?

Evde kalmaya başladığımızdan beri eve makarna stokluyoruz değil mi? Eğer siz de makarna stoklayan tayfadansanız yanlış yoldasınız. Burada stok yapmanın sosyal yanlışlarından bahsetmeyeceğiz. Ama bahsetmesek bile bunu öğrenmelisiniz acilen. Sağlık açısından yapılan yanlışa gelirsek; makarna, beyaz pirinç, beyaz ekmek gibi karbonhidrat grubu yiyecekler kan şekeri dengesini çok çabuk bozan yiyeceklerdir. Bu nedenle çabuk acıkmanıza neden olur.

Bunların yerine mercimek gibi, nohut gibi baklagillere yönelirseniz hem sağlıklı beslenmiş hem de tok kalarak kilonuzu korumuş olursunuz.

Bu arada bunu öğrendikten sonra hemen baklagilleri stoklamayın ha 😊 Sosyal bir dünyada yaşadığınızı unutmayın ve sadece kendinizi düşünmeyin lütfen!

6. Olmadık zamanlarda tutan tatlı krizleri bu dönemde çoğalıyor mu ne?

Gün içerisinde tükettiğiniz gıdalara dikkat ederek sağlıklı beslenmeye maksimum özen gösterebilirsiniz. Ama bir kriz vardır ki, o en beklenmedik anlarda gelir ve her şeyi tersine çevirebilir.

Kimse kimseyi kandırmasın öncelikle. Burada tatlı krizlerini tarçınlı yoğurtla geçiştirebilirsiniz önerisi yemez. Bunu deneyen herkes çok net bilir. İlk bir iki gün geçiştirdiğinizi zannedersiniz ama mutlaka bir yerden çıkacaktır onun acısı 😊

Yiyeceğimiz tatlılar da karbonhidrat grubuyla aynı şekilde zarar verdiğini hepimiz biliyoruz. Kan şekerimizi hızla yükseltip bir anda yere düşürüyor tatlı belamız tatlılar. Bu krizler evde sıkıldığımız zamanlarda daha fazla artabilir. Böyle durumlarda sütlü tatlıları tercih ederek zararı en azından minimuma indirebilirsiniz. Tatlı meyveler de tatlı krizlerinize alternatif olabilir ama meyveyle kurtaramayacağınız bir durumsa eğer en azından şerbet almayın bünyenize.

7. Yavaş yiyin biraz yavaş 😊

Hızlı yemek yemek sindiriminize çok büyük zarar verir. Ayrıca tokluk hissetmediğiniz için daha fazla yemek yemenize neden olur. Bildiğiniz gibi bir şeyi yedikten tam 20 dakika sonra tokluk hissi geliyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmeye özen göstersek de yemeklerinizi mümkün olduğunca yavaş yemeye özen gösterin.

8. Uykunun süresi kadar zamanı da önemlidir

Bağışıklık sisteminin düşmemesi için yetişkinlerin günde en az 7 en fazla 9 saat uyuması önerilir. Süresini bu şekilde ayarlayabiliriz ancak bir de melatonin hormonumuzun salgılanmasını da sağlamalıyız. Bunun için özellikle 23:00 ile 03:00 saatleri arasında uyuyor olmalıyız.

Uyku düzenimize dikkat edersek, vücudumuzun hormon dengesini de sağlamış oluruz ve birçok sorundan aynı anda kurtulabiliriz.

9. Ev hareketi engellenemez

Evde olduğumuz için hareket edeceğimiz alanlar gayet kısıtlı. Ancak bunu mümkün olduğunca değiştirebiliriz. İçinde bulunduğumuz alanın sınırları dahilinde hoşumuza giden egzersiz yöntemleri bulabiliriz. Bunun için çok fazla video ve telefon uygulamaları mevcut. Bunların arasından kısa bir araştırmak yapıp kendinize ve bulunduğunuz alana uygun birkaç çeşit egzersiz seçin ve günde en az 30 dakikanızı ne olursa olsun egzersiz yapmaya ayırın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: